top of page

Sonradan İznikli Olmak: Lefke Kapı'dan Vasiliy'in Tarlasına Bir Aidiyet Hikayesi

  • Yazarın fotoğrafı: iconicea
    iconicea
  • 4 gün önce
  • 3 dakikada okunur

Bana sorarsanız aslına bakarsanız ben "sonradan" İznikliyim. Dile kolay, tam 30 yıl boyunca bu güzel ilçede, o eşsiz tarihin ve gölün yamacında bir turistik evimiz vardı. Yıllarca gelip gittik, havasını soluduk, suyunu içtik. Fakat bu toprakların mayası insanı kendine öyle bir çekiyor ki, aynı İstanbul Yarımada daki atmosfer gibi ve uzaktan sevmek bir yerden sonra yetmiyor.  İşte bu yüzden, son 10 yıldır buralı da olmaya, hayatımızın bir bölümünü burada kurmaya karar verdik.

Bugün iconicea'da konuklarımızı ağırlarken, çaylar yudumlanıp sohbet demlendiğinde o meşhur soru muhakkak gelir:

"Ercan Bey, siz aslen İznikli misiniz?"

Özellikle geçmişte yolu bir şekilde İznik'ten geçmiş, burada yaşamış veya köklerinin burada olduğunu söyleyen misafirlerimiz sorar bunu. Eskilerden bir abimizle sohbet ederken laf tecrübeden açılmıştı da bana şöyle demişti: "Ercan, bu konuda benden daha tecrübeli olman için ben 8 kurşun yedim, senin 9 kurşun yemen lazım!" İşte o hesap, ben de gülümser ve misafirlerime o tecrübeyi, o aidiyeti ölçmek için küçük bir sınav yaparım: "Size iki deyim söyleyeceğim. Eğer bu ikisinin ne anlama geldiğini biliyorsanız, inanın benden daha İzniklisinizdir!"

Nedir bu deyimler?

  • Lefke kapıyı boylamak

  • Vasiliy'in tarlasında muşmula toplamak

Peki ne anlama geliyor bu sözler? Her ikisi de aslında bizim bildiğimiz "tahtalı köyü boylamak" deyiminin İznik'e has, yerel versiyonları; yani düpedüz "ölmek" demek! İznik'in mezarlığı tarihi Lefke Kapı'nın hemen dışındadır; vefat edenler o kapıdan geçirilerek son yolculuğuna uğurlanır. Antrparantez belirteyim; "Lefke", günümüzdeki Osmaneli ilçesinin eski adıdır. Vasiliy'in tarlası ise büyük ihtimalle eskilerden kalma bir Rum mezarlığına işaret eder. Yöre insanı, ölüm gibi soğuk bir gerçeği doğrudan söylemek yerine, mezarlığı bir "tarla", ölen kişiyi de artık orada "muşmula toplayan" biri olarak hayal edip işin içine o ince, acımtırak mizahı katmıştır.

Bu iki deyim aslında İznik'in nasıl bir medeniyetler beşiği olduğunun en canlı kanıtıdır. Biri antik çağlardan kalma surların "Lefke" ismi, diğeri muhtemelen eski bir Rum komşudan yadigar "Vasiliy"... Farklı uygarlıkların bu topraklarda yüzyıllarca nasıl bir arada yaşadığı, birbirlerinin kültürüne, hafızasına ve hatta diline nasıl nüfuz ettiği ancak bu kadar güzel özetlenebilir. İnanır mısınız, bugüne kadar bu deyimleri bilen sadece 3-5 kişi denk geldi bana. Haliyle insan kendi kendine düşünmeden edemiyor; doğma büyüme "ben İznikliyim" diye gezen pek çok kişiden daha çok İznikliyim galiba.

Zaten "Hakiki İznikli kimdir, kökleri nereye uzanır?" diye tarihin sayfalarını biraz aralarsanız, karşınıza çok tanıdık bir Anadolu gerçeği çıkar. Bugün İznik'te yaşayan halkın büyük bir çoğunluğunun kökleri aslında 93 Harbi'ne (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) ve o dönemdeki göçlere dayanır. Yani soyu çok daha eskilere, asırlar öncesine dayanan yerli aileleri bulmak neredeyse imkansızdır.

Bunun sebebi de aslında gayet açıktır: Geçmiş yıllarda İznik'te sanayi gelişmediği, yeterli iş kolu bulunmadığı için o "eski" İznikliler yavaş yavaş şehri terk etmiş, büyükşehirlere göç etmişler. Oysa sanayisizlikten terk edilen o eski İznik'in geçmişinde öylesine canlı, öylesine zengin bir sosyal hayat varmış ki, insan duyunca inanamıyor. Düşünebiliyor musunuz; geçmişte bu küçücük ilçede 3 tane açık hava, 3 tane de kapalı sinema salonu varmış! İnsanların yaz akşamlarında çekirdeklerini alıp açık havada film izlediği, kışın kapalı salonları doldurduğu o cıvıl cıvıl İznik'ten, zamanla geçim derdiyle şehri terk eden insanların bıraktığı İznik'e... Kalanlar ve sonradan gelenler ise bugünün İznik'ini oluşturmuş.

Ben sonradan geldiğim bu topraklara tüm kalbimle kök saldım. Tıpkı 93 Harbi'nde Anadolu'ya göçüp Eskişehir'i memleket edinen atalarım gibi, ben de nesiller sonra kendi göçümün sonunda İznik'i memleket bildim. Bugün Lefke Kapı'nın hikayesini de, Vasiliy'in tarlasının hüznünü de, o eski yazlık sinemaların cıvıltısını da iconicea'nın o sıcak atmosferinde yaşatmaya devam ediyorum. Yolunuz düşerse beklerim.



 
 
 

Yorumlar


bottom of page