Bursa İznik (Nikaia) Sualtı Bazilikası Kazılarında I. İznik Konsili'nin Mekanına Dair Yeni İddialar ve Metodolojik Değerlendirmeler (19 Temmuz 2026)
- iconicea

- 19 Tem
- 4 dakikada okunur


Öncelikle, I. İznik Konsili İznik içinde nerede olduğu ile ilgili önceki yazımızı okumanızı çok isterim. (https://www.iconicea.com/post/ilkkonsilnerede) Şunu da tekrar vurgulamakta fayda görüyorum: Ben bir akademisyen değil, tutkulu bir İznik tarihi meraklısıyım. Bu yüzden kazılarla ilgili en doğru ve kesin sonuçları değerli uzmanlarımızdan duymayı heyecanla bekliyor, konunun teknik detaylarını onlara emanet ediyorum. İznik teki bütün kazıların ilerlemesiyle birlikte zaman içinde taşların yerine oturacağına ve bu büyük keşfin kesin olarak aydınlatılacağına hiç şüphem yok.
Bursa'nın İznik (Nikaia) ilçesinde yer alan İznik Gölü kıyısındaki bazilika alanında yürütülen arkeolojik kazılar, kentin Geç Antik Çağ topoğrafyasına dair yeni veriler sunmaktadır. Kazı heyeti tarafından yapılan ön açıklamalarda, açığa çıkarılan erken evre temel kalıntılarının I. İznik Konsili'ne (MS 325) ev sahipliği yapan Aziz Neophytos Kilisesi'ne ait olduğu öne sürülmektedir. Alanda ayrıca MS 4. yüzyıla tarihlenen sikkeler içeren mezarlar ve İslami dönemlere ait olduğu düşünülen küçük buluntular elde edilmiştir. Bu makale, söz konusu bulguları raporlamakla birlikte, arkeolojik verilerin spesifik tarihsel olaylarla eşleştirilmesindeki metodolojik zorlukları ve bu iddiaların doğrulanması için gereken bağımsız bilimsel değerlendirme ihtiyacını tartışmaktadır.
Bithynia bölgesinin en önemli merkezlerinden Nikaia, Hristiyanlık tarihi açısından kritik bir dönüm noktası olan I. İznik Konsili'nin toplandığı kenttir. 2015 yılından bu yana İznik Gölü kıyısındaki bazilikada yürütülen kazılar, Erken Hristiyanlık dönemi mimarisi üzerine önemli bilgiler sağlamaktadır. Kazı heyeti başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin ve ekibinin 11. kazı sezonu bulgularına dayanarak basına yansıyan son açıklamaları, konsilin toplandığı kesin mekanın tespit edildiği yönündedir. Ancak, edebi metinlerdeki anlatıların, izole arkeolojik buluntularla kesin olarak kimliklendirilmesi (identifikasyon), arkeoloji disiplininde kapsamlı tartışmalara açık bir konudur.
Çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle, yerli ve yabancı araştırmacılardan oluşan disiplinler arası bir ekip tarafından yürütülmektedir. Kazı stratejisi kapsamında, yapının stratigrafik dizilimini anlamak amacıyla prothesis odasının (kutsal eşyaların saklandığı bölüm) doğusunda, ana beden duvarının dışında ve orta nefteki bema duvarı (yükseltilmiş platform) önünde sondajlar gerçekleştirilmiştir.
Kazı sezonunda öne çıkan temel arkeolojik buluntular şunlardır:
Prothesis odasında tespit edilen zemin kaplamasının, mevcut kilise planının dışına doğru devam ettiği saptanmış; bu durum, günümüzdeki kalıntıların altında daha erken evreli ve farklı planlı bir yapının (ilk evre) varlığını fiziki olarak kanıtlamıştır.
Bema duvarı altında in-situ durumunda 8 adet mezar tespit edilmiştir. İskeletler üzerinde harç izlerine rastlanmış ve mezar buluntuları arasında Valens ve Valentianus dönemlerine tarihlenen sikkeler ele geçirilmiştir.
Tipolojik olarak Emevi veya Abbasi dönemlerine ait olduğu değerlendirilen, üzerinde hurma ağacı ve kılıç bezemesi bulunan bir altın yüzük ile bir yüksük açığa çıkarılmıştır.
Maddi bulgular kentin tarihi açısından değerli olmakla birlikte, bu bulguların yorumlanmasında bilimsel ihtiyat payı bırakılmalıdır:
Caesarealı Eusebius, Vita Constantini adlı eserinde konsilin küçük bir kilisede toplandığını aktarmaktadır. Kazılarda alt evrede tespit edilen "küçük ölçekli" yapının doğrudan Eusebius'un bahsettiği Aziz Neophytos Kilisesi ile kimliklendirilmesi güçlü bir hipotezdir; ancak kesin bir kanıt değildir. Antik Nikaia'da Erken Hristiyanlık dönemine ait benzer ölçeklerde başka şapellerin veya ibadethanelerin bulunma ihtimali dışlanamaz. Yazıt (epigrafik kanıt) gibi doğrudan tanımlayıcı unsurlar bulunmadan bu tür eşleştirmeler varsayımsal kalmaya mahkumdur.
Valens ve Valentianus sikkeleri, mevcut üst yapının MS 380 sonrası inşa edildiğine dair bir terminus post quem (olaydan sonraki en erken tarih) sunmaktadır. Ancak bu tarihlendirme, üst yapının spesifik olarak "Konsil'e katılan pederlerin anısına inşa edildiği" yönündeki edebi anlatıyı tek başına kanıtlamak için yeterli maddi dayanak oluşturmaz.
Emevi dönemine ait olduğu düşünülen yüzük ve yüksük, alanda 8. yüzyılda bir İslami varlığa işaret etmektedir. Kazı ekibinin, bu iki küçük buluntudan yola çıkarak "Emevi emirinin MS 729 kuşatması sırasında doğrudan bu kiliseyi ziyaret ettiği" sonucuna varması, arkeolojik verilerin spekülatif bir tarihsel anlatıya uydurulması riskini taşımaktadır. Buluntular kuşatmayı destekleyebilir, ancak kişisel ziyaret gibi spesifik bir olayı doğrulayamaz.
İznik Sualtı Bazilikası'nda elde edilen yeni stratigrafik bulgular, yapının altında daha erken evreli bir ibadethane olduğunu kesin olarak kanıtlamaktadır. Elde edilen maddi veriler, buranın I. İznik Konsili'nin yapıldığı yer olduğuna dair mevcut hipotezi önemli ölçüde desteklemektedir. Ne var ki, buluntulara dair kapsamlı laboratuvar analizleri tamamlanmadan, elde edilen veriler hakemli bilimsel dergilerde (peer-review) yayınlanıp uluslararası akademik camianın süzgecinden geçmeden ve yapının kimliğini kesinleştirecek epigrafik kanıtlar elde edilmeden, "Konsil'in yapıldığı yerin kesin olarak bulunduğu" yönündeki iddialara bilimsel şüphecilikle yaklaşılmalıdır.
Prof. Dr. Mustafa Şahin'in Anadolu Ajansı'na (AA) verdiği röportaj:
“Daha önce prothesis (kutsal eşyaların saklandığı yer) odasında zemin döşemesi olduğunu düşündüğümüz bir kaplama vardı. Bunun kilisenin dışında devam edip etmediğini bilemiyorduk. Bu senenin kazı programında, en önemli sorumuz buydu. Bunun için de prothesis odasının doğusunda, beden duvarının dışında bir kazı çalışması başlattık ve ilk haftanın sonucunda beklediğimiz gibi zemin döşemesinin mevcut kilisenin dışında devam ettiğini gördük. Bu da bize kilisenin birinci evresinin olduğunu, büyük ihtimalle Neophytos Kilisesi’nin şu anda mevcut bulunan kilisenin altında olduğunu gösteriyor. Tahmin ettiğimiz gibi yine zemin döşemesinden bunu çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz ki 368 depreminde yıkılan Aziz Neophytos Kilisesi’nin, Birinci Konsil’e katılan din adamlarının anısına ve Birinci Konsil’in yapıldığı yerin üzerine 380 yılı sonrası inşa edilen Kutsal Pederler Kilisesi’nin artık kesinlikle burada olduğunu bu sene itibarıyla söyleme durumuna gelmiş bulunuyoruz.
Yüksük ve yüzüğün burada bulunmuş olması, benzer örneklerinin Emeviler, Abbasiler dönemlerinde görülmesi, araştırmalarımız ve hipotezlerimiz açısından çok önemliydi. Emeviler’in 729 yılında İznik’i kuşattığını, İstanbul’u fethetmeden önce stratejik olarak İznik’in alınmasını hedeflediğini, 6 ay süren kuşatma esnasında İznik’in fethedilemediğini ama Emevi emirinin Kutsal Pederler Kilisesi’nde girdiğini biliyoruz. Bu da bize Kutsal Pederler Kilisesi’nin İznik içerisinde değil, sur duvarlarının dışında olduğunu göstermektedir ve bulduğumuz yüksük ve yüzük üzerinde yapmış olduğumuz ilk değerlendirmeler, Emeviler’in bulunduğumuz kiliseyi ziyaret ettiklerini göstermesi açısından çok önemli. Yani şunu söyleyebilirim, taşlar artık yavaş yavaş yerine oturuyor.
Bu sene yaptığımız kazılarda, ilk olarak temellerini, zemin kaplamasını bulduğumuz yapının tahmin ettiğimiz gibi Aziz Neophytos Kilisesi’ne, Eusebius’un bahsettiği küçük kiliseye ait olduğunu rahat bir şekilde söyleyebilecek duruma geldik. Dolayısıyla büyük bir mutluluk içindeyiz. En azından hipotezimizin karşılığını bulduk. Küçük kilisenin zemininin kilisenin dışında devam edip etmediğinin diğer bir ifadeyle büyük kilisenin küçük kilisenin üzerine yapılıp yapılmadığını bu ilk hafta içerisinde anlamış olduk. Bu, büyük bir buluntu ya da keşif."
Şahin, İtalya’dan gelen ekibe Catanzaro Üniversitesinden Prof. Dr. Francesco Cuteri’nin başkanlık ettiğini, ekibin bazilikanın orta nefinde (koridor) çalıştığını ifade etti.
Orta nefteki bema duvarının (kilise önde gelenleri için ayrılan, normal zeminden yüksekçe konumlandırılmış bölüm) önünde daha önce 8 mezar bulduklarını hatırlatan Şahin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bunlardan 2’si çok önemliydi çünkü bunlar, bema duvarının tam altında yer alıyordu. Ayrıca iskeletlerde de harç izleri vardı. Bu da kilise yapılırken o mezarların orada olduğunu göstermesi açısından önemli işaretlerdi. Önemli 2 mezar içinde bulduğumuz sikkeler, Valens Valentianus dönemlerine aitti. Dolayısıyla bu kilisenin 380 yılında yapıldığını bu vesileyle öğrenmiştik. Şimdi orta nefte İtalyanlar araştırma yapıyor. Bakalım bu sene sonuç ne olacak? Biz de merakla bekliyoruz.”
Ercan Tanrıbak



Yorumlar